Edebiyata dair düşünce üretmek, dünyada olduğu kadar Türkiye’de de tartışılmış, bir romanı, şiiri, öyküyü ya da herhangi bir eseri eleştirmeyi mesleki bir faaliyet olarak gerçekleştirenler tarafından yadırganmıştır. Yadırganmasına yadırganmıştır ama eleştirmenleri ne kadar tanıyoruz, bu soruya cevap bulmak adına böyle bir yazı dizisi kaleme alındı. 

Murat Belge Kimdir?

Bu yazı dizisinin ilk konuğu ise Murat Belge, 1943 yılında dünyaya gelen Belge, İstanbul Üniversitesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu ayrıca Birikim Dergisi'nin, İletişim Yayınları'nın ve Bilgi Üniversitesi'nin kurucusu. Kendisi, yemek kültürü, militarizm, İstanbul, Osmanlı Tarihi, siyaset gibi birçok konuda yazsa da bu yazı sadece Belge’nin edebiyat üzerine yazdıklarına odaklanacak.

Bu yazıda ‘’Edebiyat Üstüne Yazılar’’, ‘’Step ve Bozkır’’ ve ‘’Şairaneden Şiirsele’’ kitapları olmak üzere yazarın üç kitabından faydalanılacak, kitaplar genel bir biçimde veya içlerinden bazı bölümler seçilerek incelenecek.

Edebiyat Üstüne Yazılar (1994) 

Hikaye ya da Roman Kişisinin Adı

Bu yazı kitabın ilk bölümünde yer alıyor, otuz dördüncü sayfada başlayıp otuz altıncı sayfada bitiyor, yani bir incelemeye göre oldukça kısa ama Murat Belge’yi anlamak için iyi bir yazı. Öncelikle Murat Belge’yi okuduğunuzda kolayca fark edeceğiniz konuşma dili bu yazıda da öne çıkıyor. Yazının konusu ise roman türüyle birlikte ortaya çıkan karakterin bir ad sahibi olması. Küçük bir parantez, aslında adları, unvanları romanın bir tür olarak ortaya çıktığı Batı toplumu hep önemsemiştir, bunu feodal dönemdeki bütün İngiliz soylularını basit bir araştırmayla tanıyabilmemizden anlayabiliriz. Murat Belge ise bu yazısında bir karakterin isme sahip olmasının, nasıl bir fark yarattığını, mitolojiden alınan veya alegorik bir anlamı simgeleyen adlardan ne gibi bir farkı olduğunu anlatıyor ve bunu tarihsel ilerleyişe uğrayarak yapıyor. (Bu tarihsel ilerleyiş ise burjuvazinin ve sanayi toplumunun yükselişi olarak tanımlanabilir.) Yani edebiyat hakkında yazdığı zaman tarihsel süreci de ihmal etmeyen veya tarihsel süreç hakkında yazdığında edebiyattan faydalanan bir yazar var karşımızda. 

Step ve Bozkır (2016)

Murat Belge, bu metninde Batı ülkelerine bakan iki farklı entelektüel camianın bakışını incelemiş biri Rusya(step), öbürü Türkiye. Gerçi bu incelemede asıl amaç, Rusya’yı bir kıyas nesnesi haline getirerek Türkiye’yi anlatmak. Kitapta bizzat Murat Belge tarafından veya yetişen eleştirmen kuşağı tarafından geliştirilebilecek, konu başlıkları, düşünme önerileri var. Örneğin, Türkiye’de ve Rusya’da ‘’Lüzumsuz Adam’’ veya Oblomov ve Türkiyeli Arkadaşları bu başlıklardan. Öte yandan, kitabın, bazı yazıların bir araya getirilip yeniden düzenlenmesi yöntemiyle oluşması, vaat ettiği kapsamın dışına çıkmasının nedeni olmuş. Sonuç olarak Step ve Bozkır Murat Belge’nin önemli kitaplarından.

Şairaneden Şiirsele (2018)

Yazı ile iletişim halinde olan çoğu bireyin çeşitli sebeplerden makbul buldukları, diğerlerinden bir tık önde tutukları yazarlar vardır. Murat Belge ise bu metninde, kendi şiir kitaplarına, hatıralarına iniyor, sevdiği şiiri başkalarına da aktarmak adına, amiyane tabirle bir inci avcısı gibi suya dalıyor. Kitabın gücü ve savunmasızlığı da buradan geliyor, her ne kadar edebi zevk son tahlilde, kişisel bir zevk olsa da edebiyat üstüne düşünen ve bunu akademik anlamda yapan Murat Belge, sosyal bilimler denen alanın içindedir. Bu durum, onu tarafsız değil ama objektif olmaya zorlar ve objektif olmanın içinde, kişisel olanı askıya almak da bulunmaktadır. Bu tahlil bir yana, kitap yazmanın alabildiğine özgür bir alan olduğunu da unutmamalı. Ayrıca Belge’nin tamamen yöntemsiz olduğu da söylenemez, Yalçın Armağan’ın 4 Ocak 2018’deki Murat Belge’yle söyleşisinde dile getirdiği gibi, Belge, Cemal Süreya ve Turgut Uyar’ın şiire dair eleştiri metinlerinden fazlasıyla faydalanmıştır. Kısacası, Şairaneden Şiirsele, gittikçe adını daha fazla işiteceğimiz bir kaynak kitap niteliğindedir.
 

Özetle

Murat Belge, incelenen bir yazı ve iki kitapta görüldüğü gibi farklı ve dikkate değer bir zihin fakat hataları da olan ve belki de yazdıklarının dağınıklığı nedeniyle yeterince anlaşılamayan bir düşünür. Yine de Türkiye’deki eleştiri kültürünün hala gelişme aşamasında olduğunu düşünürsek, faydalanılması bir kenara itilmemesi gereken biri, bir edebiyat üstüne düşünen.

 

Kaynaklar 

Yazıda incelenen kitaplar, kaynak olarak kullanılmıştır


BENZER YAZILAR

Eşekli Kütüphaneci: Mustafa Güzelgöz

Adını kütüphanecilik tarihine altın harflerle yazdıran girişimci: Mustafa Güzelgöz.

Kafka'nın el yazmaları ve hikayesi

Bu sayfalar Franz Kafka’nın yakın dostu Max Brod’a yakılması için verdiği İbranice yazılmış el yazmaları. ⁠


Paylaş