Memduh Şevket Esendal’ın hayatı, hikâyeciliği ve “Feminist” adlı hikâyesinin temel yapı unsurlarında durum öykücülüğünün izleri.

Türk edebiyatında XIX. yüzyılın ikinci yarısında ilk örnekleri görülmeye başlayan kısa hikâye, özellikle 1930’lu yıllardan sonra diğer edebî türlerin önüne geçer ve bir nevi altın çağını yaşamaya başlar. Modernist hikâye örneklerinin art arda verilmeye başlandığı bu dönemde özellikle yazdığı Çehov tarzı durum hikâyeleriyle kendinden önceki yazarlardan ayrılan Memduh Şevket Esendal, hikâyelerinde şehir veya taşra insanının gülünç ve trajik durumlarını realist bir bakış açısıyla gözler önüne serer.

Memduh Şevket Esendal Kimdir?

Memduh Şevket Esendal, 29 Mart 1883’te Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde dünyaya gelir. Kendi ifadesiyle “küçük burjuva” bir ailenin üç erkek çocuğundan ikincisi olan Esendal’ın babası Mehmet Şevket Bey, annesi ise Emine Şadiye Hanım’dır (Ünlü ve Özcan 307). Asıl adı Mustafa Memduh olup, sonradan Mustafa adını kullanmaz ve babasının adını alarak Memduh Şevket olur. Esendal soyadı ise kendisine İsmet İnönü tarafından verilir (Özkırımlı 460). Memduh Şevket, çeşitli okullarda lise ikinci sınıfa kadar okuyup daha çok kendi kendini yetiştirir (Çetişli 4). 1906’da gizli faaliyet gösteren İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne girer, Millî Mücadele’ye katılır 1920'li yıllarda başladığı dışişleri görevini 1941 yılına kadar sürdürür, daha sonra Bilecik Milletvekilliği ve CHP Genel Sekreterliği yaparak aktif bir şekilde siyasette yer alır. Yaşadığı dönemde siyasi hayatı ön planda olmuş, yazarlığı bunun gölgesinde kalır. Edebiyata ancak siyaset ve bürokrasiden arta kalan zamanlarda yönelebilmiştir. "Esendal, 17 Mayıs 1952 gecesi Ankara’da vefat eder" (Çetişli 20).

"Feminist"

9 Haziran 1925’te Meslek Gazetesi’nin 26. sayısında yayımlanan “Feminist”de İstatistik Müdürü Salim Bey’in ayrı ayrı kalemlerden çıkmış birkaç gençten işittiği “feminist” kelimesinin aklına takılmasıyla bu kelimenin anlamını önüne gelene sorması ve cevap alamayışı ironik bir söylemle anlatılır.

Memduh Şevket’in bürokratik sorunları ele aldığı diğer hikâyelerinde olduğu gibi bu hikâyede de kültürel donanımdan yoksun memurlara yapılan bir eleştiri söz konusu iken yazar, güncel kavram ve söylemlerin öğretmen ve memurlar tarafından bilinmemesinin gülünçlüğünü işler. “Orta mektep hocası Aytaş Bey”, “Sahil Sıhhiye memurlarından Kerim Bey”den tutun da “genç ediplerden Raif Bey, Raci Bey, Hikmet Efendi”ye kadar kimse batı kaynaklı bir kavram olan bu söylemin, dilimizde ne anlam ifade ettiğini bilmediği halde herkes biliyormuş gibi yapar ve “sen söyle de yanlış varsa biz düzeltelim” şeklinde karşılık verir (Esendal 182).

İsmail Çetişli'ye göre “Bu yarı aydın tipler "feminist" kelimesinin manasını bilmedikleri halde "bilmiyorum" deme haysiyetini göstereceklerini konuyu saptırır, demagoji yaparlar” (Çetişli 158). Salim Bey’in bu soruyu eski Fransızca hocalarından Cemil Bey’e sorması üzerine Cemil Bey’in; "Geçen sene, bu ıstılahlar için bir komisyon topladılar. Ben orada bütün bunları söyledim. Birkaç kere toplanıldı. Ayrıca bir komisyon yapılmasına karar verdiler. Sonra tahsisat yoktur, gelecek sene bütçesine para konulacak diye bir lakırdı çıkardılar, öyle kaldı. İşin içine bir kere bütçe karışınca, sen alt tarafını anlayıver. Şimdi ne kadar çoluk çocuk varsa, maârife dolmuşlar, böyle ciddi işlere bakan yok. Doğrusu ben de artık aldırmıyorum. Hangi birine bakarsın! Hem bir de bakmışsın, testiyi kıran da bir suyu getiren de! …" (Esendal 183) şeklinde karşılık vermesini Esendal, dildeki yenilikleri takip eden komisyonun işlevini yitirmesini ve ödeneğinin kesilmesini Türkçeye yapılan bir haksızlık olarak eleştirir. “İşin bir diğer yönü, adı "Feminist"e çıkan İstatistik Müdürü Salim Bey’in konferanslara, gazetelerin kadın sayfasına yazı yazmaya çağrılması olayıdır” (Çetişli 158).

“Feminist”te Anton Çehov’u Aramak

1908’te M.Ş. imzası ile yayınladığı ilk hikâyesi “Veysel Çavuş” ile bu sahaya adımını atan Esendal’ın hikâyelerini İsmail Çetişli, “1908-1920 arası Birinci devre yani "arayış" ve 1920- 1952 arası İkinci Devre yani "ustalık devri" olarak iki ana döneme ayırır (Çetişli 61). Esendal’ın öykücülüğünün ikinci devresi Bakü büyükelçiliği yaptığı tarihten sonra başlar. Bunun sebebi ise burada görev yaptığı dört yıl içerisinde Rusça öğrenerek Rus Edebiyatını yakından ve kaynağından tanıma imkânı bulması, hikâyelerinde büyük oranda etkilendiği Anton Çehov'un eserlerini okumasıdır. Özellikle Anton Çehov'u tanıması, sanatı için bir dönüm noktası olan Memduh Şevket Esendal, bu sayede Maupassant tarzı hikâyelerden Çehov tarzı hikâyelere yönelir.

“Esendal hikâyesindeki vaka, çoğunlukla hayatın herhangi bir anından alınıvermiş küçük bir kesitten ibarettir” (Çetişli 92). Yazarın ikinci dönem hikâyelerinden olan “Feminist” de Çehov tarzı bir anlatımı benimsemesi sebebiyle klasik anlamda bir giriş, gelişme ve sonuç bölümleri bulunmaz. Hikâye bittiği halde anlatılan hayatın bitmediği, kahramanların yaşantılarına devam ettiği okuyucuya hissettirilir, belirli bir son yoktur.

“İnsan ve insan hüviyeti verilmiş diğer varlıklar ve kavramlar” söz grubuyla ifade edilen “şahıs kadrosu”, hikâyenin temel yapı unsurlarından biridir (Aktaş 131). Memduh Şevket’in eserlerindeki şahıs kadrosunu “mesleki” açıdan tasnif ettiğimizde memurlar hem sayı hem de fonksiyon itibariyle ilk sırada yer alır. Bunun için Çetişli, Esendal’a “memur hikayecisi” (Çetişli 238) vasfını verirken Muzafer Buyrukçu’da “Köylü, kasabalı yer almıştır hikayelerinde ama asıl ilgilendiği memur takımıdır. Memduh Şevket Esendal, bir bakıma memurlar Cumhuriyeti’nin sadık bir yazarıdır” der (Buyrukçu 36). “Feminist”in başkarakteri Salim Bey’de bir vilayet memurudur.

Hikâyedeki diğer karakterleri “tipolojik” açıdan ele aldığımız zaman orta mektep hocası Aytaş Bey, Sahil Sıhhiye memurlarından Kerim Bey, Fransızca hocası Cemil Bey ve genç ediplerden Raif Bey, Raci Bey, Hikmet Efendi’nin “nutukçu ve demagog” olma gibi vasıflarıyla yarı aydın tipinin karakteristik özelliklerini taşıdıklarını görürüz. Büyük ölçüde cahil olan bu yarı aydın tipler manasını bilmedikleri “feminist” kelimesi karşısında lafı karıştırırlar. İsmail Çetişli, bu karakterlerin konuşma ve nutuklarındaki beylik laflar, içi boş yaldızlı cümleler, cehaletlerini ört bas etmek için başvurduğu maskeleri olarak görür (Çetişli 251).

Memduh Şevket’in Maupassant tarzında yazdığı “birinci devre hikâyeleri gücünü açıklama, tahlil ve tasvir tarzı anlatım tekniklerinden aldığından okuyucunun muhayyilesine hiçbir şey bırakılmazken” özellikle 1920 sonrası kaleme aldığı Çehov tarzı hikâyelerinde mekân-insan ilişkilerinin son derece zayıf olması dikkat çeker (Çetişli 233).

Hikâyenin geçtiği mekânların en önemli özelliği tasvirinin bütünüyle ortadan kaldırılmış olmasıdır. Memduh Şevket’in özellikle ikinci devre hikâyelerinde okuyucu mekânı sadece isim olarak öğrenir, mekân tasviri diyebileceğimiz bir ifade ile karşılaşmaz. Bunun sebebini ise İsmail Çetişli şu şekilde ifade eder:

İkinci devre hikâyelerindeki şahıs kadrosunun “küçük insan” ve “yönetici-aydın” veya “bürokrat-memur” gibi iki ana grup çerçevesinde toplanması, mekâna büyük bir istikrar getirir. Çünkü bu insanların içinde yaşadıkları mekânlar, büyük ölçüde değişmez. Ev, kahvehane, daire, meyhane, lokanta, sokak, yol, çarşı, park pek çok hikâyenin ortak mekânıdır. Okuyucunun yakından tanıdığı ve küçük bir muhayyile gayreti ile ulaşabileceği söz konusu mekânların geniş geniş tasvirine ihtiyaç hissedilmemiştir (Çetişli 256)

Esendal, “Feminist” adlı hikâyede Çehov ile aynı inşa tarzını tercih etmiş ve hikâyeye tıpkı Çehov gibi mekânı bildiren ve kahramanların fiziki tasvirlerini sezdiren bir paragraf ile başlamıştır. Hikâyede mekân olarak kalem ve Merkez Kahvesi kullanılırken bu mekânların tasvirine yer verilmemiş, mekânlar sadece isim olarak öyküde yer almıştır. Konu ve mesajın daha çarpıcı bir şekilde vurgulanabilmesi ve konuya atmosfer sağlanabilmesi için mekânın etkisine başvurulmamış, mekânlar yaşanan olayların sahnesi olmaktan başka bir fonksiyonda kullanılmamıştır. Ayrıca yazar, hikâyede anlatıcının fonksiyonunu en aza indirmiş, metin diyaloglarla geliştirilen bir vaka üzerine kurulmuştur.

Esendal; tip ve yapı bakımından Çehov’dan ne kadar etkilenirse etkilensin eserlerinde Çehov’un karanlık dünyasına, kötümser bakışına yer vermez aksine hoşgörünün ve iyimser bir bakış açısının hâkim olduğu hikâyeler yazar. Esendal, İnci Engünün'ün ifade ettiğine göre, “Feminist”de de tamamıyla iyimser ve hafif bir mizahi atmosferle yüklü bir üslubu benimsemiş, kaynağını günlük hayattan alan sohbet geleneğinden faydalanmıştır. Fakat hikâyede “insanların gülünç yanlarını anlatırken asla hicve ve karikatüre kaçmamış, hafif bir ironi ile sezdirmiştir” (Enginün 328)

Sonuç olarak; Memduh Şevket Esendal özellikle 1920 sonrasında kaleme aldığı eserlerinde Çehov’un hikâyeciliğinin yapısal unsurlarından etkilenmiş, dilde bir yalınlaşmaya, anlatım tutumunda idealizmden realizme, kurgudaysa olaydan duruma doğru bir yol izlemiştir. Türk edebiyatında olay öyküsünden durum öyküsüne geçmede çığır açmış bir yazar olan Esendal, hikâyelerinde her kesimden insana yer vermesi sebebiyle realist sanatçılar arasında görülmüş, güçlü gözlemciliği sayesinde toplum yaşayışındaki aksaklıkları dile getirmiştir. Yazarın en çok üstünde durduğu konulardan birisi ise memurların genel durumu olmuştur. Yazar, İsmail Çetişli’nin tabiriyle “ustalık dönemi”nde kaleme aldığı hikayelerinden biri olan “Feminist”de kültürel donanımdan eksik olan memurları mercek altına almış, aydın olmaktan uzak bulunmaları sebebiyle bu memurları eleştirmiştir. Yazar, bu eleştiriyi yaparken metnin genel kurgusu, olay örgüsü, şahıs kadrosu ve mekân gibi unsurları inşa etmede büyük ölçüde Anton Çehov’un durum öykücülüğünden yararlanmış, bunu yaparken yerli ve milli kimliğinden de ödün vermemiştir.

İsmet İnönü ve Memduh Şevket Esendal;

Kaynaklar

Aktaş, Şerif. Roman Sanatı ve Roman İncelemesine Giriş. Ankara: Birlik Yayınları, 1984.

Bayazıt, İsmail. “Memduh Şevket Esendal’ın Roman ve Hikâyelerinde Mekân Kurgusu”. Yayımlanmış Yüksek Lisans Tezi. Malatya: İnönü Üniversitesi, 2017.

Buyrukçu, Muzaffer. “Bizim Çehov’umuz”. Yazko Somut Dergisi. 36 (1983): 9.

Çetişli, İsmail. Memduh Şevket Esendal- İnsan ve Eser. Isparta: Kardelen Kitabevi. 1999.

Enginün, İnci. Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı. İstanbul: Dergah Yayınları, 2016.

Esendal, Memduh Şevket. Mendil Altında. Ankara: Bilgi Yayınevi, 2018.

Özkırımlı, Atilla. Türk Edebiyatı Ansiklopedisi II. İstanbul: Cem Yayınevi, 1983.

Ünlü, Mahir ve Ömer Özcan. 20. Yüzyıl Türk Edebiyatı. İstanbul: İnkılap Kitabevi, 1988.


BENZER YAZILAR

En Güzel Şiirlerin Kadını: Tomris Uyar

Türk Edebiyatı'nın önemli yazarlarından Tomris Uyar'ın hayatı, edebi kişiliği, eserleri ve ilhamı olduğu şairleri inceledik.

Atatürk'ün Baş ucu Kitapları

Atatürk'ün hayatında büyük iz bırakan baş ucu kitapları hakkında özet bilgiler


Paylaş