Birçok devlete ve tarihi olaya ev sahipliği yapmış olan Semerkant, mimarisi ve kültürü ile ziyaretçileri kendine hayran bırakıyor.

Mavi kubbeli camileri ve ibadet yerleri ile aklımızda yer edinen Semerkant, oldukça geniş bir geçmişe ve kültürel birikime sahip. Bu geçmiş onu Orta Asya'nın en kıymetli şehirlerinden biri konumuna taşıyor. UNESCO Dünya Mirası listesinde, "Kültürlerin Kesiştiği Yer" olarak belirtilen Semerkant'a detaylıca birlikte bakalım.

Semerkant'ın Tarihi

Rivayetlere göre Semerkant'ın kuruluşu Firdevsi'nin Şehname adlı eserinin baş kahramanlarından Feridun'a dayandırılmaktadır. Mitolojik bir karakter olan Feridun, oğlu Tûr'a bugünkü Semerkant'ın olduğu bölgeyi bırakmıştır. Tûr'un soyundan gelen Efrâsiyâb'ın ise Semerkant'ı imar edip oraya taşındığına inanılıyor.

Bir başka rivayete göre ise İslam öncesi İran hanedanlarında olan Keyani hükümdarlarından Keykavus tarafından inşaa edilmiştir. Aynı zamanda Büyük İskender'in de Semerkant şehrini kuran kişi olduğuna dair rivayetler bulunmaktadır.

Semerkant Enstitü Araştırmacıları, kentin M.Ö. 8. ve 7. yüzyıllarda var olduğunu savunuyorlar. Fakat şehrin tam olarak ne zaman inşaa edildiğine dair kesin bir bilgi bulunmamaktadır. 

Günümüze dek Persler, Yunanlar, Çinliler, Araplar, Moğollar ve Türklerin yönetimi altında bulunduğu biliniyor. Bu nedenle birden fazla kültüre de ev sahipliği yapıyor. 

Semerkant'ı bugünkü Semerkant yapan yegane hükümdarlarından biri de Büyük Timur İmparatorluğu'nun kurucusu Timur'dur. Bugün gördüğümüz birçok mimari eser Timur'un çocuklarının ve torunları tarafından yaptırılmıştır.

Timur'un döneminde başkent ilan edilen Semerkant'ın yapımı için Timur; dönemin en iyi mimarlarını, sanaatkarlarını, bilim adamlarını misafir etti. Timur'un torunu Mirza Uluğ Bey döneminde ise dünyanın ilim merkezi haline geldi.

Biraz da bugün Özbekistan ülkesinin sınırları içerisinde yer alan Semerkant'ın önemli mimari eserlerinden ve onların tarihlerinden bahsedelim. 

Semerkant'taki Mimari Yapılar ve Tarihleri

Gur-i Emir

Bu muhteşem yapı aynı zamanda Timur'un mezarı olarak da biliniyor. Timur ile birlikte 2 oğlunun ve torunu Uluğbey de dahil 2 torununun mezarı da bu göz kamaştırıcı bina içerisinde. 

Timur Şehr-i Sebz'de, asıl mezarını olmasını planladığı yerde, sade bir kabir yaptırmıştı. Ancak akciğer iltihaplanması nedeniyle gerçekleşen zamansız ölümü sırasında Şehr-i Sebz'e giden yolların kar nedeniyle kapanması sonucu buraya, Gur-i Emir'e gömülmek zorunda kalmış.

1941 yılında Sovyet Antrolopog Mikhail Gerasimov bu kabirde bulunan bedenleri incelemek için kabirlerini açtı, Timur'un fiziksel görünüşüyle ilgili bilgiler topladı. İlginç olan kısmı da şu oldu, Timur'un kabrine kazılı bir yazı buldu: "Kim bu kabri açarsa benden daha korkusuz olan bir düşman ile karşı karşıya gelecek.". Bir sonraki gün 22 Haziran'da Hitler Sovyetler Birliği'ne savaş açtı. 

Registan Meydanı (Uluğbey Medresesi)

Semerkant denince akıllara gelen bu muhteşem meydan, 3 farklı yapının biraraya gelmesi ile oluşturulmuş. Kelime anlamı "Kumlu Yer" olan Registan Meydanı; Tilla Kari Medresesi, Uluğbey Medresesi ve Şirdar Medresesi'ne ev sahipliği yapıyor.

Bu medreselerde öğrencilerin eğitimi için sınıflar ve yatakhaneler bulunuyor. 15. yüzyılda dünyanın en iyi eğitim merkezlerinden biri olarak tanınan bu medreselerde, temel eğitim dalları matematik ve gök bilimi idi. 

Uluğbey, hayatını bu medreselerde eğitim vererek geçirdi. Ünlü filozof ve bilgin Nureddin Abdurrahman Camii bu medreselerde eğitim gördü.

Uluğ Bey Rasathanesi (Semerkant Rasathanesi)

Uluğ Bey'in inşaa ettirdiği bu rasathane, zamanının en önemli araştırma merkezlerinden biriymiş. İslam dünyasındaki en büyük ikinci rasathane olarak da biliniyor.

Ne yazık ki asıl yapı günümüze ulaşamamış, fakat kaynaklara göre bu yapının 30-33 metre yükseklikte, 46 metre çapı olan silindirik bir yapı olduğu biliniyor. İlk katı çalışanların yaşam alanı olarak ayrılırken 2. ve 3. katı gözlemevi olarak kullanılıyordu.

Rasathane'nin en büyük çalışması Uluğ Bey Zici. Yıldızların konumunu barındıran bu haritanın doğruluğunu, 200 yıl sonra Tyco Brahe tarafından çizilen harita yakalayabilecekti. Uluğ Bey Rasathanesi'nin ulaştığı seviye, teleskopun keşfinden önce gelinebilecek son nokta olarak da görülebilir.

Ünlü gökbilimci Ali Kuşçu'nun da bu rasathanede çalıştığı biliniyor. 

Şah-ı Zinda Mezarlığı

"Yaşayan Şah" anlamına gelen Şah-ı Zinda'da, Timur'un soyundan gelen insanların kabirleri bulunuyor. Bir rivayete göre, Hz. Peygamber'in amcası Abbas bin Abdülmuttalip'in bir savaşta şehit düşen oğlu Kusam'ın mezarının da burada olduğu düşünülüyor.

İslamiyet'te şehitlerin ölmediğini vurgulayan ayete dayandırılarak, Kusam bin Abbas'a da "Şah-ı Zinda", yaşayan şah denildiği ve külliyenin ismini de buradan aldığı belirtiliyor. 

İmam Maturidi Türbesi

İslam aleminde önde gelen isimlerden olan İmam Maturidi'nin tam ismi, Ebû Mansûr Muhammed bin Muhammed bin Mahmûd el-Mâtürîdî'dir. Maturidilik mezhebinin kurucusu olan İmam Maturidi'nin mavilere bürünmüş türbesi göz kamaştırıyor.

Üstün bir ustalık taşıyan bu eserin olduğu bölgeye ne yazık ki Özbekistan Sovyetler Birliği'nin bir parçası olduğunda beton dökülmüş ve üstü tamamen kapatılmış. Özbekistan bağımsızlığını ilan ettikten sonra bu betonları kırdırıp yerine fıkıh eğitiminin verilebileceği bir külliye yaptırtmış. 

Bibi Hanım Camii

Timur'un eşi olarak bilinen Bibi Hanım adına yaptırılan bu camii, yapıldığı zamanda dünyanın en büyük ve en önemli camii konumundaydı.

Bu muhteşem yapının kimi zaman 50 metre veya 5 katlı bir binadan daha yüksek olan bölümleri bulunuyor. Ziyaretçileri büyüleyen bu yapı, yıllar geçtikçe doğal afetler nedeniyle yıpranmış ve kimi bölümleri zaman ile çökmüş. Yakın zamanda restore edilen bu bölümler, şimdi eski ihtşamına kavuşmuş gözüküyor.

İmam Buhari Türbesi

Büyük hadis alimi olan İmam Buharî’nin, tam adı ile Ebû Abdillâh Muhammed bin İsmâîl bin İbrahîm el-Cu’fî el-Buhârî’nin türbesi de Semerkant'ta bulunuyor.

İmam Buhari, Türkiye Diyanet Vakfı Ansiklopedisi'ne göre Kur'an-ı Kerim'den sonra en güvenilir kitap olarak gösterilen el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ eseri ile tanınıyor.

Semerkant'a Özel Yöresel Yemekler

Özbekistan'a özel birçok yemeği mutlaka duymuşuzdur. Semerkant'a giderseniz bu yemekleri tatmanız mümkün.

Bu muhteşem tatlardan biri Semerkant nan'ı diğer adıyla Semerkant ekmeğinin 30 gün bayatlamadığını söyleyenler mevcut. Özbek mutfağının vazgeçilmezlerinden biri ise pilav. Yaklaşık 100 farklı pilav çeşidi olduğu söylenen bu ülkeden perde pilavını veya kuzu etli, havuçlu özbek pilavını yemeden dönmemenizi öneririz. Ramazan pidesine benzetilen Lepyoshkalar, adını oldukça sık duyduğumuz Özbek mantısı, Özbek çorbası ya da güveci olarak tanımlayabileceğmiz Shurbo tatmanız gereken lezzetlerden sadece birkaçı.

Gerek Özbeklere özgü kültürü ile gerek geçmişten gelen izleri ile ziyaret edilmesi gereken yerlerden biri Semerkant. Tam bir kültür turuna çıkabileceğiniz ve mimarisine hayran kalacağınız "mavi kubbeli şehir" Semerkant'ı "görülmesi gereken yerler" listenize eklemeyi unutmayın. 

Linkler:

https://www.lonelyplanet.com/uzbekistan/central-uzbekistan/samarkand/attractions/gur-e-amir-mausoleum/a/poi-sig/1384275/357830

https://www.yenisafak.com/kultur-sanat/bir-turk-islam-sanati-saheseri-registan-meydani-609590

https://astroturk.net/ulug-bey-rasathanesi/

https://www.cnnturk.com/seyahat/orta-asyanin-mavi-kubbeli-incisi-semerkant?page=11

https://www.haberturk.com/yazarlar/murat-bardakci/2162152-semerkand-ve-buharada-evliya-kabri-ziyaretleri

https://tr.euronews.com/2016/11/07/postcards-semerkant-in-susu-bibi-hanim-camisi

https://islamansiklopedisi.org.tr/buhari-muhammed-b-ismail

https://blog.biletbayi.com/ozbekistanda-ne-yenir-ne-icilir.html/


BENZER YAZILAR

Glacier Express

Tren yolculuklarıyla meşhur olan Avrupa'da görülmeye değer bir tren rotası, Glacier Express.

Kalıcı Olmayan Eserleriyle Christo ve Jean-Claud

Christo ve Jean-Claud'un tartışmalı ve radikal üç eserini, bu eserlerin anlamlarını inceledik.


Paylaş