Tanzimat ve Edebiyat-ı Cedîde romanlarında yer alan idealist kadın karakterlerin tipolojisi genellikle görücü usulü ile evlilik, kadının eğitimi, kadının meslek edinmesi veya kadının batılı zihniyet bakımından modernleşmesi gibi konular etrafında şekillenirken bu dönem romanlarında kadın profili değişmiş ve kadınlar artık daha güçlü, daha kültürlü, daha eğitimli ve erkeklerin bulunduğu ortamlarda kendilerini kadın olarak var edebilen karakterler olarak çizilmiş. Milli edebiyat dönemi yazılan Aydemir, Yeni Turan ve Gönül Hanım adlı eserler, edebi yönünden ziyade toplumsal hayatta yapılması gereken değişiklikler üzerinde durulması sebebiyle birer tezli roman. Bu romanlarda yazar, tezleri doğrultusunda idealleştirdikleri kahramanlarını bir prototip şeklinde okuyucuya sunar. Bu eserlerdeki kadın karakterler genellikle ideolojik bir yapının savunucusu sıfatıyla siyasî veya kültürel alanlarda ön plana çıkmakta. Bu üç romanın yanı sıra bir bakıma Türkçü zihniyetin fikir öncülüğünü yapan Ziya Gökalp’in Kızılelma adlı manzum hikâyesinin başkahramanı Ay Hanım’da bu döneme damgasını vurmuş sembolik bir kadın. Türk milliyetçilik edebiyatının ilk örneklerinden olan Kızılelma, Yeni Turan, Gönül Hanım ve Aydemir gibi eserler Türkçü ütopyanın da ilk örnekleri olması yönüyle benzerlik gösterir (Alkan, 2016: 221). 

Yazarlar ütopik dünyalarını tasarlarken Göktürkler ve Hunlar gibi Türklerin tarihînde “Altın Çağ” açmış devletlere göndermelerde bulunurlar. Kızılelmaʼda, Yeni Turanʼda, Aydemirʼde veya Gönül Hanımʼda ise amaç yine böyle bir “Altın Çağ”a ulaşmak. Türk ütopyası bir şekilde destanların, kahramanlık hikâyelerinin, olağanüstü tarihî vakaların gölgesinden sıyrılarak var olan tarihî gerçeklikle bütünleşir (Metin, 2008: 78).

C:\Users\ev leptop\Desktop\0000000668544-1.jpg

Ahmet Hikmet Müftüoğlu’nun 1920 yılında kaleme aldığı Gönül Hanım adlı romanı ortaya koyduğu tez bakımından yeni bir tekliftir ve Osmanlı Turancılığı açısından “askerî sahada bir yenilgi olmakla birlikte, düşünsel anlamda varlığını devam ettirmek iddiasıyla kaleme alınmış” (Yıldız, 2014: 272) hissi uyandırmaktadır. Sibiryalı bir Tatar kızı olan Gönül Hanım, burjuva bir ailenin zeki ve aydın kızı olarak tasvir ediliyor. Gönül Hanım badem gözlü, kumral uzun saçlı, pembe beyaz yüzlü, ince yay gibi eğri kaşlı, çok sade ve kibar giyinişli, zarif bir kadın, Paris Üniversitesi’nde edebiyat okumuş.

Gönül Hanım; Rusça, Almanca ve Fransızca bilmekte ayrıca Çin, Türkistan, Ural-Altay milletlerine ve tarihlerine dair yazılan tüm eserleri incelemiş. Gördüğü bu tahsil sayesinde ise Türklerin ilk ana yurduna gidip Orhun Yazıtları’nda Le Coq, Radlof ve Thamson’un yaptığı okuma hataları giderir. Gönül Hanım’ın asıl amacı ise Türklerin yaşadığı bütün coğrafyada tarihî ve kültürel zenginlikleri köprü yaparak bir Türklük bilinci uyandırmak. Gönül Hanım planladığı Türkçülük projesini eğitim ile yaymayı hedeflemekte ve Gönül Hanımʼa göre Türklerden kurulmuş bir cemiyet Türk illerinde mektep açmalı, maarif ve medeniyet nurları saçmalı.

C:\Users\ev leptop\Desktop\EDVeuzbXYAA4MCN (1).jpg

1913 yılında Türk Yurdu dergisinde yayımlanan Kızılelma’da ise Ziya Gökalp, Türk milletini kurtaracağına inandığı mefkûreyi güzel bir kız şeklinde tasavvur ediyor. Ziya Gökalpʼin masallarında kız tipi geleneksel Türk toplumunda ideal sayılan özelliklerle uyumludur. Genelde bu tipler, inançlı, namuslu, saygılı, idealist, sabırlı ve amacına ulaşmada inatçı bir ruh yapısına sahiptir (Sever, 2007: 30). Hanlar soyundan gelen ve anası Kırgız’ın Konrad boyundan olan Ay Hanım, Bakülü bir milyonerin kızı. Uzun boylu, kumral ve yüksek alınlı, yazarın deyimiyle “soylu şerefli bir kökün güzel bir dalı”. Paris’te tahsildeyken anası babası ölür. Dünyadaki bütün Türkleri bilinçlendirecek ve Türkler arasında bir kültür birliği sağlayacak idealist gençleri yetiştirmek için eğitim seferberliği başlatır ve Turanʼda mektepler açmayı hedefler. Bir taraftan mekteplerin inşası ile uğraşırken bir taraftan da İslam’ın ruhunu öğrenmek için Sadettin Molla'dan dersler alır.

İstanbullu bir ressam olan Turgut’a âşık olur. Sevdiğine karşı derin duygular besler ancak Ay Hanım idealine sıkı sıkıya bağlı bir karakter olması sebebiyle kendini bir fikre ve topluma adamış. Açtığı mektebin adını “İstikbal Beşiği” koyar. Kızılelma, “Zemini mefkûre, seması hayâl… Bir gün gerçek, fakat şimdilik masal…” (Kızılelma, s. 17) olan bir ideal ve Türkʼün son arzusudur. Kızılelmaʼnın aslî kahramanı Ay Hanım, Türk milletini kurtaracak mefkûrenin saadet perisidir (Kaplan, 2002: 550). Ay Hanım, Türklük mefkûresini hayat gayesi hâline getirmiş ideal bir kız tipini temsil eder. Ay Hanımʼı eserde yücelten esas unsur samimiyetle bağlı olduğu idealidir. Sevdiğine karşı derin duygular besler ancak o kuvvetli iradesiyle kendine hâkim olmasını bilmiş, kendini bir fikre ve topluma adamış kültürlü bir şahsiyettir. (Kaplan, 2002: 552-553)

C:\Users\ev leptop\Desktop\Halide-Edip-Adivar-kimdir-hakkinda-bilgi.jpg

1912 yılında Halide Edip Adıvar tarafından kaleme alınan Türkiye Türklüğünün âdemimerkeziyetçilik çerçevesinde ele alındığı Yeni Turan’ın idealist kadın kahramanı, İttihat ve Terakki taraftarı Lütfi Paşa’nın kızı Kaya’nın tahsili hakkında ayrıntılı bilgi verilmemekle birlikte Kaya’nın çocukluk eğitimini İstanbul’da tamamladığını biliyoruz. Aynı zamanda romandan Kaya’nın yabancı dil bildiği ve Batı tarzında bir eğitim aldığı da anlaşılmakta. Kaya’nın ideolojik dünyasının oluşmasında ise babasından gelen telkinlerin etkili olduğunu görüyoruz. Kaya, piyano çalar ve Turan şarkıları söyler. Gazete okuyacak kadar Fransızca biliyor, Almancayı ise kendi çabaları ile öğrenmiş. Romanda Kaya’nın kadın kimliğinin örtülerek sadece fikir kimliğinin öne çıkarıldığı dikkat çeken hususlar arasında.

Kaya aynı zamanda Kur’an-ı Kerim ve İslam ahlakına uygun geleneksel bir eğitim de almış. Romanda İslam’ın Türkçülük düşüncesi içerisindeki yerine değinilirken Gönül Hanım’da böyle bir İslam vurgusu yer almaz. Yaşadığı çevre tarafından çokça sevilip sayılan bir kadın olan Kaya, en çok eski zihniyetin savunucusu olan Yeni Osmanlı taraftarlarıyla mücadele eder ve romanda kadının tahsili meselesine sıkça vurgu yapılır. Kaya, gençleri Yeni Turan’a kazandıran kadın hareketinin sorumlusudur aynı zamanda Kayaʼnın liderliğini yaptığı Yeni Turan kadınları her mahallede hayır işleri için Avrupaʼdaki Pazar mekteplerine benzeyen ve dinî, ahlakî eğitim veren Cuma okulları açarlar (Enginün, 1995: 168). 

C:\Users\ev leptop\Desktop\dbcebc30595f2052039a68b995ac8071.jpg

Ancak bütün bu ruh güzelliklerine ve millî duygularındaki hassasiyetlerine rağmen Yeni Turan kadınları giyim ve kuşamlarında yerli olmaktan uzaktırlar. Onlar eski Tatar Türklerini hatırlatan kurşunî renkte uzun bir manto giyerler. Başlarında beyaz bir örtü, ayaklarında sade, kalın bir ayakkabı vardır. Romanın idealist kahramanı Kayaʼnın üzerinde bol ve uzun bir cübbe vardır. Bu cüppe ayaklarına kadar uzun boyunu kapatır. Kollarını örter. Cüppenin rengi kurşunidir. Ayaklarında diğer bütün Turan kadınları gibi yumuşak deriden yapılmış bir çift çarık vardır. Hatıralarında anlattığına göre Halide Edib, Yeni Turan kadınlarının giyim ve kuşamını betimlerken İngiltere’de bazı mensuplarıyla tanıştığı Quakerʼlardan ilham almıştır. 

Bu mezhebe mensup olan kadınlar da tıpkı Yeni Turan kadınları gibi “daima kurşunî fakat ipekli olmayan” gayet sade esvaplar giyerler. Yüzleri açık ve başları beyaz örtülüdür (Adıvar, 2003: 186-187). Yeni Turan kadınlarının giyim ve kuşamlarında İngiltereʼdeki Quakersʼin kıyafetlerini örnek almaları şeklî değişmeyi ısrarla reddettiği hâlde şeklî değişime önem veren Halide Edibʼi bir çelişki içinde bırakır (Enginün, 1995: 166). Mefkûresi Türkçülük olan Yeni Turan kadınlarının dış görünüş bakımından Hristiyan mezhebinin kadınlarına benzetilmesi ister istemez bir çelişki yaratmakta, Millî bilincin aşılanmak istendiği bu eserde gayri millî düşünceleri satır aralarına sızdırmaktadır. Bu yüzdendir ki romanın idealist Türkçü kadın kahramanı Kayaʼnın millî kimlik algısında bir parçalanma görülür. “Bilhassa Osmanlı devrinin Bizanslaşan intihap devrinde süs, israf ve gösterişe kaçan kadın sınıfını” şiddetle tenkit ettiğini” (Adıvar, 2003: 186) belirten Halide Edibʼin Yeni Turan kadınlarını anlatırken bir İngiliz mezhebinden ilham alması aslında onun Osmanlı kadını algısıyla da yakından ilgilidir. Kaya ile akrabası olan Oğuz arasında maksat aşkına bağlı olarak bir sevgi gelişir fakat romanda Yeni Osmanlı Partisinin lideri Hamdi Paşa, çeşitli sebeplerle Oğuz’un idamını ister. Romanlarda genellikle erkekler vatan uğrunda sevgili ve sevgisinden vazgeçmek durumundayken bu sefer de bir kadının bu uğurda aşkından vazgeçtiğini görüyoruz. Kaya, Oğuz’u idamdan kurtarıp onun Yeni Turan vazifesine devam etmesini sağlamak için Hamdi Paşa ile evlenmeyi kabul eder. 

C:\Users\ev leptop\Desktop\müfideferidtek (2).jpg

Müfide Ferit Tek’in Sinop’ta sürgün yıllarında kaleme aldığı ilk eseri Aydemir’in kahramanı Hazin, sonradan Turancı bir kadın kimliği kazanmış. Eser, Türkiye dışındaki Türkleri kendine konu edinirken özellikle de Rusya Türkleriyle bir dil ve kültür birliği oluşturmanın önemine vurgu yapar. Ilımlı bir Meşrutiyetçi ve saray adamı olan Nedim Paşa’nın kızı Hazin, konservatuar eğitimi için Avrupa’ya gider. Piyano ve keman çalmasını bilir. Kültürlü ve bilgili bir kadın, özellikle Demir’in tavsiye ettiği kitapları okur. Hazin, Demir ile tanışmadan önce Turancı bir düşünceye sahip değil. Demir, Hazin’i İstanbul Ocağı’na ağza olarak görevlendirir. Kızılelma’da, Yeni Turan’da olduğu gibi Aydemir’de de Hazin Türk milletine en iyi hizmetin eğitimle mümkün olacağına inanır. Kızlar için mektepler açar. Hazin’de tıpkı Kaya gibi sevmediği ve istemediği bir adamla padişahın emri dolayısıyla evlenmek zorunda kalır. Hazin’i seven Demir ise Hazin’in sevgisinin vatan aşkının önüne geçmesinden korktuğu için İstanbul’da kalıp Hazin’le birlikte yaşamak ve dünyanın birçok yerine gidip Türklüğe sahip çıkacak gençleri yetiştirmek arasında bir tercih yapmak zorunda kalır. Romanın sonunda Ruslar tarafından idam edilen Demir’in mezarını ziyaret eden Hazin, orada aşkını milli aşk içinde yaşatacağına ve Türkçülük mefkûresini kutsal bir vazife sayacağına yemin eder. 

Sonuç olarak; eski Türklerde babadan sonra aileyi anne temsil eder. Babanın mirası anneye kalır. Türk tarihinde kadınların, hükümdarların naibi olabilmeleri veya devlet içinde büyük söz sahipliği bundan ileri gelir. İslâmî Türk terbiyesi, eski Türk ailesinin devamı olan sosyal dokuyu yeni normlarla daha da güçlendirmiş, Tanzimatʼtan başlayıp Cumhuriyetʼle devam eden kadın hakları yasalarında ise temel hareket noktası batılı değerler olmuştur. (Türkdoğan, 1992: 35-36). Bahsi geçen bu romanlar ve manzum hikâyedeki kadınların hepsi Batı kültürüne açık ve devrine göre modern sayılabilecek ailelerde yetişmiş, batılı ve modern bir eğitimden geçip Parisʼte ise yüksek eğitimlerini tamamlamışlar. Bu kadın kahramanlar Batı kültürüyle donatılırken onlara Millî kültürü aşılamak da ihmâl etmezler. Çevrelerinde dikkat çekecek kadar “güzel” olan bu kadınların dış görünüşlerinde ise ciddiyet hâkimdir. Kızılelma, Yeni Turan ve Aydemir ve Gönül Hanım gibi eserler arasında Türkçü ütopyanın ilk örnekleri olması açısından benzerlikler görülür. 

KAYNAKÇA

ADIVAR, Halide Edib (1329). Yeni Turan, İstanbul: Tanin Matbaası.

ADIVAR, Halide Edib (2003). Mor Salkımlı Ev, İstanbul: Özgür Yayınları

ENGİNÜN, İnci (1995). Halide Edib Adıvarʼın Eserlerinde Doğu ve Batı Meselesi, İstanbul: Milli Eğitim Basımevi.

GÖKALP, Ziya (1335). Kızılelma, İstanbul: Hayriye Matbaası.

KAPLAN, Mehmet (2002). Türk Edebiyatı Üzerine Araştırmalar I, İstanbul: Dergâh Yayınları.

METİN, Celal (2008). “II. Meşrutiyette Türkçü Ütopya: Yeni Hayat”, Modern Türklük Araştırmaları Dergisi, C. 5, S.3.

MÜFTÜOĞLU, Ahmet Hikmet (1987). Gönül Hanım, Haz. Fethi Tevetoğlu, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.

SEVER, Mustafa (2007). “Ziya Gökalpʼın Masallarında Tipler”, Milli Folklor Dergisi, Yıl 19, Sayı 74.

TEK, Müfide Ferit (1334). Aydemir, İstanbul: Hukuk Matbaası.

TÜRKDOĞAN, Orhan (1992), “Türk Ailesinin Genel Yapısı”, Sosyo-Kültürel Değişme sürecinde Türk Ailesi, C.I, T. C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Yayını, Ankara, s. 1-38. 

YILDIZ, Osman (2014). “Farklı Bir “Turan” Yorumu: Gönül Hanım”, Türklük Bilimi Araştırmaları XXXV, Bahar Sayısı.


BENZER YAZILAR

Modern Romanda Bilinç Akış Tekniği

Bilinç akışı nedir, modern/postmodern edebiyatta nasıl kullanılmıştır?

Dünya Edebiyatı’nda Salgınlar

Salgın hastalıkları konu edinen üç önemli eser hakkında bilgiler


Paylaş