Geçtiğimiz son iki senede "pandemi" kelimesi dilimize öngöremediğimiz ve tehlikeli bir biçimde yerleşti. Ancak covid-19 ilk değil, son da olmayacak.

Yeryüzünde insanlığın çoğalması ve artan etkileşimiyle birlikte pandemik hastalıklar dönem dönem hayatımızı sarsacak şekilde baş gösterebiliyor. İçinde bulunduğumuz dünyada salgın hastalıklar, yaşadığımız Covid-19 pandemisi kadar küresel olmasa da hep vardır. Bu yazımızda

Başlıklarını inceledik ve önemli pandemik hastalıkları anlattık.

Salgın, Bulaşıcı Hastalık Nedir?

Toplumda yaygın bir şekilde görülen salgın hastalıklara epidemi denir. Bu salgınların dünyanın önemli bir kısmını tehlikeye attığı hastalıklara ise pandemi denir ve hastalık yapabilecek yollarla vücuda geçmiş olan parazit ya da mikroplar dolayısıyla meydana gelmiş enfeksiyonlardır. Bireyler arasında geçiş sağlayabildiğinden dolayı bu hastalıklar bulaşıcı hastalık olarak tanımlanır ve tıpta enfeksiyon hastalıkları dalında incelenirler.

Bulaşıcı hastalıklar yalnızca insandan insana değil; topraktan insana ya da hayvandan insana da geçebilir. Mantar, bakteri, virüs ya da riketsia gibi organizmalar bu hastalığa sebep olabilir.

Salgın Hastalıkların Bulaşma Şekilleri

- Direkt deri teması

- Konuşurken, öksürürken ya da aksırırken ağızdan yayılan damlacıkların başkası tarafından direkt teneffüs edilmesi

- Hastanın kullandığı yatak eşyaları, yiyecek eşyaları ve çamaşırlarını kullanmak ya da temas etmek

- Hayvanların, hayvandan insana ya da insandan insana hastalık taşıdığı durumlar (anofel cinsi sivrisineklerin taşıdığı sıtma hastalığı)

- Hamilelik ya da doğum sırasında hastalıklı anne tarafından bebeğe bulaştırılması

- Hastalığa sebep olacak mikroplar dolayısıyla kirlenmiş meyve, sebze veya diğer yiyeceklerin tüketilmesi

Salgın Hastalığa Yakalanma İhtimali Yüksek Olan Kişiler

Hastalığa yakalanma ihtimali daha yüksek olan gruplar ise şu şekilde gösterilebilir:

Salgın Hastalıklardan Korunma Yöntemleri

Pandemik rahatsızlıklarda en çok kullanılan ve en etkili baş etme yöntemlerinden birisi elbette aşıdır. Aşı yoluyla vücuda ölü, zayıflatılmış mikrop veya mikrop maddesi enjekte edilerek suni olarak bağışıklık sistemi bu hastalığa karşı kuvvetlendirilir. Böylelikle hastalık yaşanmadan ve belirtileri olmadan vücut, hastalığa karşı antikor üretmeye başlar. Ancak aşıların her bulaşıcı hastalıkta tesiri yoktur.

Bulaşıcı hastalıklardan korunmak ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek adına her yeni doğan bebeğe zamanı geldiğinde belli başlı aşılar yapılır. Aşının yanı sıra hastalık dönemlerinde ve diğer zamanlarda bağışıklık sisteminin devamlı kuvvetli tutulması adına yeme-içme düzenine oldukça dikkat edilmeli ve düzenli bir hayat sürüp vücut temizliğine dikkat edilmelidir.

İnsanlık Tarihi ve Salgın Hastalıklar

İnsanlar medeniyete geçtikçe, ticaret ağı genişledikçe ve insanın insanla, insanın hayvanla teması arttıkça pandemik hastalıklar için yayılma ağı da genişlemiştir. Tarım toplumuna geçişin, bu hastalıkların yayılması ve büyüklüğü için ilk büyük adım olduğu söylenebilir. İsmine şimdilerde çok da yabancı olmadığımız grip, cüzzam, çiçek hastalığı gibi salgın hastalıklar bu ilk dönemlerde oluşmuşlardır.

Bilimin pek de söz konusu olmadığı çağlarda insanlar bu salgın hastalıkların, tanrıların öfkesinden meydana geldiğini ve onun hoşgörüsüne layık olmayan insanların bu hastalıklarla cezalandırıldıkları inancına sahiplerdi ve maalesef bu inanç dolayısıyla geçmişte yaşanan salgın hastalıklar, önlemi alınabileceği durumlarda bile pek çok can kaybına sebebiyet verdi. Neyse ki zaman içerisinde insanların salgın hastalıklara bakışı değişmiş, alınabilecek önlemler alınmış ve önemli gelişmeler sağlanmıştır.

İnsanlık Tarihine Damga Vurmuş En Büyük Salgın Hastalıklar

Mevcut verilere göre hazırlanmış en iyi tahmini ölüm rakamlarını bildiren aşağıdaki tablo, insanlık tarihinin geçirdiği en önemli hastalıkların istatistiksel durumunu göstermektedir.

Kaynak: Visual Capitalist

Veba ya da Kara Ölüm Nedir? Tarihte Veba Hastalığı ve Etkisi

Tarihin en korkunç salgınlarından birisi olan veba, farklı zamanlarda farklı şekillerde çok kez insan doğasına girmiş olsa da en çok ölüme sebebiyet veren üç büyük veba salgını bilinmektedir. Bunlardan birisi Jüstinyen Vebası, birisi Kara Ölüm diye adlandırılan veba ve bir diğeri ise 3. Veba olarak adlandırılan Çin’de ortaya çıkan veba salgınıdır.

Dünyayı kasıp kavuran bu hastalık, 542 senesinde Roma İmparatoru Jüstinyen zamanında görülmüş ve etkisi üç yüz yıl sürmüştür. Mısır’dan kalkan gemilerin içinde bulunan buğday çuvallarındaki farelerden kaynaklandığı söylentisi vardır ve bu vebalı fareler üzerinde bulunan pirelerin hastalıklı fare kanlarını emdikten sonra insanları ısırmasıyla birlikte hızla yayıldığı söylenir. Hastalığın öyle tesirli olduğu söylenir ki, vebalı cesetleri gömecek kimse olmadığı için cesetler sokakta çürümeye başlarmış.

Demografik, ekonomik ve sosyal açıdan önemli değişikliklere sebep olmuş olan veba hastalığı; bu felaketlerin yanı sıra köleliğin kalkması gibi etkilerin de ön ayağı olmuş, sağlık alanında önemli gelişmelere sebep açan araştırmaların da yolunu açarak dünya devi ülkelerin kurulmasını sağlamıştır.

Kolera Hastalığı Nedir, Nasıl Yayılır? Tarihte Kolera

Bir bağırsak enfeksiyonu olarak bilinen ve DSÖ kaynaklarına göre unutulmuş salgınlardan sayılacak olan kolera hastalığı, uzak doğudan gelen hastalık olarak bilinir. 1800’lü yıllardan itibaren yedi farklı kolera salgınıyla karşı karşıya kalan dünyamız, bu hastalık sebebiyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır.

Koleranın; kişisel hijyen kurallarının ihmal edildiği ve su kirliliği yaşanan kalabalık bölgelerde daha sık göründüğü gözlemlenmiştir. Kanalizasyon suyunun içme suyuna bulaştığı yerlerde suyun direkt olarak ağızdan alınması ya da bu suyla yapılmış yemeklerin tüketilmesi, ayrıca zaman zaman da kolera hastalığının bulaşıcılığını hala taşıyan kişilerle temas edilmesiyle birlikte bulaştığı gözlemlenmiştir.

Kolera salgını ilk olarak Hindistan’da görülmüştür ve zaman içerisinde komşu ülkelere de yayılmıştır. O dönemde hastalığın vahameti hakkında fikir ayrılıklarına düşen insanlar olmuştur. John Snow adında bir doktor Londra’nın Soho mahallesindeki su pompasından akan suyun kaynağını izole ettirerek ilk salgının son bulmasını sağlamıştır. Ancak kolera salgını şu an hala dünyanın çeşitli bölgelerinde varlığını sürdürüyor ve sağlık kuruluşlarının açıklamalarına göre her yıl 20.000 ile 145.000 arasında insanın bu hastalıktan hayatını kaybettiği biliniyor.

İspanyol Gribi Nedir, Tarihte İspanyol Gribi

Tüm zamanların en korkunç pandemilerinden birisi olan İspanyol gribi (influenza), ismini İspanyolların hastalık zamanlarında basında hastalık haberlerini sansürlü yayınlamasından almıştır. 1918 ve 1920 yılları arasında görülen hastalık yaklaşık iki senede 50-100 milyon insanın vefatına sebep olmuştur.

Üst ve alt solunum yollarını tutan pandeminin kaz benzeri bir kuştan kaynaklandığı düşünülür ve domuzlar aracılığıyla bulaştığı bilinmektedir. Birinci Dünya Savaşı’nın bitmesinin en büyük sebeplerinden birisi olduğu söylenen İspanyol gribi hastalığının bitmesinin ardından halkta pandemilere yönelik bilinç artmış ve daha sonraki süreçlerde çıkan bulaşıcı hastalıklara karşı önemli önlemler alınmıştır.

Çiçek Hastalığı Nedir? Tarihteki Etkisi ve Sonuçları

Çocuklarda daha sık görülen çiçek hastalığı, irinli kabarcıklar bırakan ve vücutta kalıcı izlere sebep veren ağır ateşli bir hastalıktır. Avrupalılar, Amerika’ya gittiği dönemde birçok hastalığı da peşlerinde götürmüşlerdir ancak dünya geneline yayılan ve nüfusun neredeyse %30’unun ölümüne sebebiyet veren çiçek hastalığı, bu hastalıklardan en akılda kalıcı olanı olmuştur.

Amerikalıların %90’ını karşılayan yaklaşık 20 milyon can kaybı yaşanmıştır ve bu can kayıplarının yaşanmasının en büyük sebebinin ilaç yetersizliği olduğu bilinmektedir. Bu virüsün getirdiği can kayıplarının ardından Avrupalılar rahat bir şekilde Amerika'ya yerleşmişlerdir. 

Covid-19, Korona Virüs Nasıl Yayıldı? Nasıl Ortaya Çıktı? Yarasalardan mı çıktı?

1 Aralık 2019 tarihinde Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve bilimsel ismi SARS-CoV-2 olarak bilinen korona virüs, son zamanlarda dünya genelini sosyolojik ve psikolojik olarak etkisi altına almış önemli bir pandemidir.

Tüm dünyayı 7’den 70’e etkisi altına alan hastalığın, çıktığı bölgede bir kişinin yediği virüs taşıyan yarasa yüzünden olduğu iddiaları ortaya atıldı. 2012 yılında yarasaların yaşadığı bölgeye yarasa dışkılarını temizlemek amacıyla gönderilen altı kişiden üçü korona virüse çok benzer semptomlar göstererek hastaneye kaldırılıp hayatını kaybetti. 2013 yılında bu mağarada yapılan araştırmalarsa yeni tip korona virüse neredeyse birebire yakın benzerlik gösteren korona virüs örneği buldular.

Verilere göre yarasalarda bulunan korona virüsün yeni tip korona virüse %96,2 oranında benzediği iddia ediliyor. Ancak Amerika Birleşik Devleri’nde konuyla ilgilenen Doktor Anthony Faucı; virüsün doğal yollarla ortaya çıktığına ikna olmadığı konusunda açıklama yaptı. Bir diğer araştırma da virüsün bundan yedi sene önce Wuhan’dan 600 km uzaklıkta olan Mojiang Hani bölgesinde çıkıp mutasyona uğradığını gösteriyor.

Tüm bu komplo teorileriyle beraber virüsün doğal yollarla ortaya çıktığına dair de laboratuar ortamında ortaya çıktığına dair de elle tutulabilir deliller olmadığı için virüsün kaynağının ne olduğu hakkında kesin bir kanıya varılamıyor.

Kaynakça

https://www.visualcapitalist.com/history-of-pandemics-deadliest/


BENZER YAZILAR

Eski İstanbul Fotoğraflarının Fotoğrafçısı James Robertson ve Hikayesi

İstanbul'a ait günümüze kadar gelen en eski fotoğrafların birçoğu İngiliz fotoğrafçı James Robertson'a ait. (1813-1888) ⁠

Akıllı Tarım Teknolojileri

Tarım 4.0 ile birlikte ortaya çıkan akıllı tarım teknolojileri


Paylaş