Can Evrenol filmlerinin Clive Barker başta olmak üzere kullandığı referanslar ve Psikolojik-Sosyolojik alt metinleri.

Can Evrenol 19 Haziran 1982, İstanbul doğumlu. University Of Kent "Sanat Tarihi" ve "Sinema Sanatları" dallarında çift diploması var. NYFA(New York Film Akademisi)’nin 8 haftalık "film yapım" kursuna katıldıktan sonra ilk filmi olan Vidalar’ın çekimini tamamladı. Sulhi Dölek'in hikayesini uyarladığı bu film, Boğaziçi Üniversitesi'nin düzenlediği ''Hisar Kısa Film Seçkisi''nde yılın en iyi 10 kısa filmi arasına seçildi.

2007’de çekilen SANDIK adlı kısa filmi, ''Fantasia Film Festival'', ''BIFFF'' ve ''Frightfest'' başta olmak üzere, İngiltere, Kanada, Fransa, Avustralya ve Belçika'da, dünyanın en önde gelen korku ve fantastik film festivallerine seçildi. Daha sonra Londra’da Middlesex University ''Moving Image'' mastırı yaptı.

Baskın Filmi ve Kısaca Konusu 

1 Ocak 2016'da Türkiye'de vizyona giren Baskın'ı, Karabasan’ı beslenilen korku-fantastik kültürünü evrensel dokunuşlarla anlatma çabası olarak görebiliriz. Filmin IMDb puanı 5.2 ve Blu Tv ve YouTube üzerinden erişime açık. 

İmajı ve ışığıyla arthouse atmosferi yaratmaya gayret eden Evrenol, korku-fantastik türü geleneğinden gelen birçok önemli filme göndermeler yapıyor. Baskın stilistiğinden dolayı Dünya prömiyerini gerçekleştirdiği Toronto Film Festivali’nin "Midnight Madness" bölümünde büyük bir ilgiyle karşılandı. Yalnızca Clive Barker’ın Hellraiser filmi değil; Alexandre Aja’nın 2003 yapımı High Tension filmiyle arasında psikolojik bağlantılar kurmak çok güç değil. Büyü yapmak için kurbağa kullanma mantığında 1972 yapımı Frogs ve Tobe Hooper’ın 1974 yapımı The Texas Chain Saw Massacre ile de referans bağlantıları kurduğunu belirtmek gerek.

Filmin konusundan kısaca bahsetmemiz gerekirse; Arda (Görkem Kasal) henüz küçük bir çocukken onu uykusundan uyandıran bir rüya ve anne ve babasının odasından gelen sesleriyle hikayeye giriş yapıyoruz. Bu yapacağımız yolculuğun ilk Freudyen okumalara oldukça açık olduğunun sinyallerini böylelikle almış oluyoruz. Daha sonra derme çatma bir yol kenarı lokantasında 5 polis ile karşılaşıyoruz. Bu yemek sahnesinde bolca küfürlü diyalog kullanan Evrenol, polisler üzerinden erkeklik meselesine eleştirel bir bakış açısı yöneltmiş. Daha sonra devriye araçlarına dönen polis memurları, bu esnada gelen bir yardım çağrısı üzerine gittikleri tarihi bir Osmanlı karakolunda cehennemin adeta içine düşüyorlar. 

Dante’nin İlahi Komedyası’ndaki Inferno kısmına çağrışım yapacak ve Caravaggio’nun korku ve ölüm temalı resimlerini de anımsatacak biçimde bir atmosferin yakalanmış olması, Baskın’ın sanat yönetimindeki başarısını da ortaya koyuyor. Baskın’ın esas anlamı ise alt metninde ve kurduğu alegoride yatıyor. Psikolojik-sosyolojik alt metinleri oldukça dolu.

Polis şiddetinin özündeki gerçekleri bastırılmışın peşine düşerek aradığı ve sürreal ögeler, rüyalar ve semboller ile yarattığı karanlık cehennem tasvirini kişisel bir zindan olarak düşünebiliriz. Mehmet Cerrahoğlu’nun bu filmdeki oldukça başarılı performansına ise parmak basmadan olmaz.

Çıplak: En Cesur Kadın Hikayesi 

11 Haziran 2020 tarihinde Blu Tv'de yayın hayatına başlayan ve "En Cesur Kadın Hikayesi " olan bu dizinin yönetmenliğini Baskın, Housewife, The Field Guide to Evil, Peri: Ağzı Olmayan Kız filmleriyle birlikte Netflix’in ilk Türk yapımı olan Hakan Muhafız’ın ilk sezonunu yöneten Can Evrenol ele aldı. Senaristliği ise yine Merve Göntem ve Can Evrenol üstlendi. Dizinin müzikleri ise Jakuzi, Ekin Beril, Nova Norda imzası taşıyor.

Babaannesiyle birlikte yaşayan ve eskortluk yapan Eylül’ün(Müge Bayramoğlu) tek hayali para biriktirip Galler’e yerleşerek orada kendisine yeni bir hayat kurmaktır. Bu yolda gittiği bir bekarlığa veda partisinde Cem(Mert Ramazan Demir) ve onun nişanlısı Başak(Ece Ertez) ile yolları kesişir. Cem ise konforlu hayatı içinde kendini var edemediği için farkına henüz varmadığı bir boşluğun içinde savruluyordur. İlk kez kendi normallerine bu kadar tezat bir hayat yaşayan Eylül, onun hayatına farklı ritimler katar. Glynn Flynn’in kaleme aldığı Gone Girl’de geçen ve en akılda kalan yeri olan “cool girl” monoloğunu hatırlamadan olmaz çünkü Eylül tıpkı Glynn Flynn’in kaleminden dökülmüş gibi bir karakter. Tek fark Flynn “cool girl” tipini sarkastik bir tavırla tarif ediyordu, dizi ekibi ise ciddi.

Dizinin ikinci sezon hazırlıklarının bitmesine günler kala gündem olan, Blu Tv'nin kısa bir süreliğine bu diziye erişimi kesmesi ve bu konu hakkında net bir açıklama yapmamış olması kafalarda soru işaretleri bırakmış olsa da biz bu cesur işi 2. sezonda da bu platformdan takip edebileceğimizi umuyoruz.

Kaynakça 

filmloverss.com › baskin-karabasanWeb sonuçlarıBaskın: Karabasan Filmi Eleştirisi - FilmLoverss

www.kameraarkasi.org › yonetmenlerCan Evrenol


BENZER YAZILAR

Animasyonun Ötesinde Bir Dizi "Bojack Horseman"

Kara mizah ve felsefi unsurları ile öne çıkan, kişinin detaylarında kendisinden bir parça bulabileceği Bojack Horseman dizisinin incelemesi.

Bir Anti-Kahramanların Hikayesi: SAYGI

“Dünyanın sınavı SAYGI ’dır.’’. Bu Salı sezon finaline giren Saygı dizisini özeti ve eleştirileriyle inceleyelim.


Paylaş