Gelin hep beraber yaşadıkları engellere rağmen asla pes etmeyen ve tüm dünyanın bildiği müzisyenleri tanıyalım.

Yetenek&Engelleri Aşmak

Birçoğumuz, hayatta bir şeylerle uğraşmayı, beğeni, onay ve takdir görmeyi isteriz. Yeteneklerimiz ise bu konuda bize yol gösteren kılavuzlardır. O kılavuzu erken yaşlarda bulabilen ve ona göre yolunu çizen her insan bu bakımdan şanslıdır. Her insanın birbirinden farklı yetenekleri vardır. Kimileri ise bu konuda biraz şanssızdır. Ancak onlar yılmadan, büyük bir çabayla, hayatın onlara sunduğu kısıtlı benliklerine rağmen asla pes etmediler ve bugün tüm dünyanın hayranlıkla dinlediği müzisyenler olmayı başardılar. Hadi hep birlikte bu azimli müzisyenlerin hayatlarını yakından tanımaya başlayalım.

Büyük Halk Ozanlarımızdan Biri: Aşık Veysel 

Ülkemizin yetiştirdiği en önemli halk ozanlarından bir tanesidir ve her dinleyişte bizleri kendine hayran bırakan usta bir müzisyendir. Sivas'ın Şarkışla ilçesinde dünyaya gelen ve 7 yaşındayken geçirdiği çiçek hastalığıyla gözleri görmeyen halk ozanımız, bu engeline rağmen hiç şikayet etmeden üretmeye devam etti. Sazıyla ve sözüyle aşık geleneğini ve kültürümüzü en güzel şekilde temsil eden ve ölümünden sonra da hala yaşatan büyük bir değerdir. Belki gözleri görmedi ancak, kalbinin ve duygularının ona "engel" olmasına izin vermedi. Onu "Aşık Veysel" yapan da bu oldu. Bugün hala dinlenen "Uzun ince bir yoldayım", "Bu alemi gören sensin", "Dostlar beni hatırlasın", "Güzelliğin on para etmez" ve daha birçok besteyle gönüllerde taht kuran bir halk ozanıdır. 

En Çok Grammy Ödülü Sahibi Müzisyenlerde Biri: Stevie Wonder 

Efsane müzisyen de halk ozanımız Aşık Veysel gibi görme engellidir. Ancak o bu yetisini sonradan kaybederken, Stevie ise doğuştan görme engellidir. Çevresi, bu yüzden yapabileceklerinin kısıtlı olduğunu düşünürken, o tam tersini düşündü. Bu da onun 13 yaşında ilk albümünü çıkarabilecek kadar azimli ve kararlı olduğunun göstergesidir. O yaştan itibaren bu zamana kadar çıkardığı albümler dünyada 100 milyonlarca kişi tarafından dinlendi ,defalarca Grammy ödülünün sahibi oldu. 70 yaşındaki müzisyen,bugün hala üretmeye devam ediyor. Dünyayı, insanları, doğayı, hayvanları, renkleri ve daha pek çok şeyi görmemesine rağmen o da kalbinin sesini dinlemiş, bunu hayal dünyasıyla birleştirerek hiç bir "engel" tanımamış, insanlar tarafından oldukçe beğenilen besteler yapmıştır. Kesinlikle örnek alınması gereken, adeta bir azmin zaferi öyküsü.


Bizce harika bestelerinden biri olan "Superstition".

Tek Koluyla Bateri Çalan Bir Sanatçı: Rick Allen

Bateri çalmak, hem kondisyon açısından hem de fiziksel olarak oldukça zorlu ve yorucu bir iştir. Bu eylemi tek kolla yapan birini hayal edelim. Üstelik oldukça yetenekli bir şekilde! İşte Rick Allen'ın da tam olarak yaptığı şey bu. 21 yaşındayken geçirdiği bir trafik kazasıyla, sol kolunu kaybetmiş ancak bu durumun, yeteneğindeki ve hayallerine "engel" olmasına izin vermeyerek, çok küçük yaşlardan beri en büyük tutkusu haline gelen bateriye daha sıkı sarıldı. Özel yapım halindeki baterisiyle, tek kolunu oldukça mükemmel ve işlevsel bir şekilde kullanarak, ayaklarından da aldığı destekle harikalar yarattı.

"Hayat oyunu iyi bir ele sahip olmak değil, kötü bir eli iyi oynamaktır." H.T Leslie

Müzikte Bir Deha: Beethoven 

Etkisi asırlardır süren ve 18. yüzyıldan itibaren adıyla ve eserleriyle anılmaya devam eden bir müzisyen... Kulakları duymadan harika besteler icra edebilen! Duymadan müzik yapabilmek, şöyle bir düşündüğümüzde imkansız gibi görünen bir olaydır. Pek çoğumuz, yeteneklerimizi geliştirerek, kendimize çeşitli imkan ve fırsatlar yaratmaya çalışırken ve maalesef yine pek çoğumuz tüm bunlara rağmen başarısız olurken o, duymayan kulaklarıyla harika eserler icra etti ve asırlar geçse bile adından söz ettirmeyi başardı. İlk konserini verdiğinde 7 yaşında olan müzik dehası, daha sonra gençlik yollarında Viyana'ya giderek, müzikle ilgili çalışmalara imza attı ve yeni insanlarla tanışarak ufkunu geliştirdi.

Bugün Viyana sokaklarına yolunuz düşerse, "Beethoven burada kahve içti", "Beethoven buradan geçti" tarzında tabelalarla karşılaşacaksınız. Müzikte böyle önemli bir dehanın belki de adım attığınız sokaktan geçerken, yapmış olduğu bestelerinin temellerini burada attığını bir düşünsenize. Bzce düşüncesi bile heyecan verici! 

Yüksek sesle çalışmayı tercih eden ve çevresinde biraz geçimsiz olduğu için pek sevilmeyen Beethoven, çareyi müziğinden ödün vermek yerine, sıklıkla ev değişikliği yapmakta bulmuş. Bu durumun, onun isminin şehirde birçok yerde anılmasının sebeplerinden biri olduğu söylenir. 46 yaşına geldiğinde artık tamamen sağırdır. Yine de bu durum onun müziğini icra etmesine engel olmamıştır. 9.Senfoni'yi bu dönemde besteleyen ve hiçbir zaman dinleyemeyen müzik dehası, daha sonrasında kırsal bir hayatı tercih etmiş ve burada eserlerini icra etmeye devam etmiştir. Yapacağı bestelerle ilgili düşünmek için yürüyüşlere çıkan müzisyenin o dönemde yürümüş olduğu yol bugün "Beethoven Yolu" olarak anılıyor. 

Kaynaklar

https://www.isbank.com.tr/blog/dunyaca-unlu-engel-tanimayan-muzisyenler 


BENZER YAZILAR

Müzik Müzeleri

Türkiye'de ziyaret edebileceğiniz müzik müzeleri.

Rahmaninov Bestelerinin Arkasındaki Derin Hikayeler

Diri diri gömülmek, hipnotize edilmek ve bir Edgar Allan Poe şiirinin buluştuğu yer: Rachmaninoff'a ilham veren olaylar.


Paylaş