Günümüzde psikoaktif bir ilaç olarak da görülen kafeinin keşfi, çalışma yöntemi ve etkileri

Kafein günlük hayatta sıkça duyulan ve neredeyse her gün çoğu insanın hayatta bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde tükettiği bir kimyasal uyarıcı. Hatta dünyada en çok kullanılan psikoaktif madde. Varlığı uzun yıllardır bilinen kafein, insan vücudunda birçok etkiye sahip. Birçok yiyecek ve içecekte bulunan ve tüketilen bu maddenin etkileri ve nasıl çalıştığı ise çok uzun yıllardır konuşulan bir konu.

Kafeinin Tarihçesi

Kafein bitki kaynaklı bir kimyasal. Kakao çekirdeği, kahve, çay, kola fındığı gibi yaklaşık 60 bitki türünde bulunan kafein, genellikle tropik ve ılıman iklim bitkilerinde bulunuyor. Bilim insanları daha sonra bu bitkilerin, kafeini, bölgedeki böcek yoğunluğu yüzünden bir böcek ilacı olarak kullandığını keşfetti. Bitkilerde bulunan kafein, insanlar için zararlı dozda olmasa da bu bitkileri yiyen böceklere ciddi zarar vererek öldürebiliyor. Aynı zamanda salyangoz ve örümceklerde de felç vb. sorunlara neden olabiliyor.

Bitkilerin, kendine zarar veren diğer canlılara karşı ürettiği bu maddeyi insanların kullanması ise çok eski dönemlere dayanıyor. Ancak kafeinin uyarıcı etkisini efsaneye göre ilk defa 7. yüzyıl civarında, Etiyopyalı bir çoban keşfediyor. Kahvenin elde edildiği bitkinin meyvelerini yiyen hayvanların enerjik olduğunu ve uyumadığını fark eden çoban, bu meyveleri kendisi de deneyerek enerji veren ve uyku kaçıran etkiyi fark ediyor.

Kırmızı meyvesiyle kahve ağacı

Kahve, ilk kullanıldığı dönemlerde yoğun bir şekilde kullanıldığı Arap coğrafyasındaki qahwah kelimesinden türedi. Kelimenin kökeni 7. yüzyıl civarına dayanırken, bu dönemden 17. Yüzyıla kadar kahve Afrika ve Arabistan’da oldukça popüler bir tüketim maddesiydi. 18. yüzyılda Türkiye ve daha sonra Türkiye üzerinden Avrupa’ya geçen kahve 20. yüzyılda Avrupa’nın en değerli tüketim maddelerinden biri oldu.

Kafein kahve dışında birçok bitkide de bulunsa da ilk saf eldesi kahveden olduğu için kafein adını aldı. İlk olarak 1820’lerde, Alman bilim insanı Friedrich Ferdinand Runge kakao çekirdeklerinden toz halinde saf kafein elde etti.

Google’ın Friedrich Ferdinand Runge’ın 225. yaş günü için hazırladığı doodle

Kafein Vücutta Nasıl Çalışıyor?

Kafein psikoaktif bir ilaç olarak biliniyor. Yani kan - beyin bariyerini aşarak beyne direk etki edebilir. Bağırsaklardan hızlıca emilen kafeinin beyne en büyük etkisi ise, adenozin denilen bir maddeyi bloke etmesidir.  Vücudun normal işleyişinde gün boyunca adenozin seviyesi gittikçe artar ve yorgunluk hissedilir. Daha ileri seviye yorgunlukla beraber uyku isteği artar. Kafein tüketiminde, kafein adenozinin bağlandığı reseptörlere bağlanarak yorgunluk ve uyku etkisini yavaşlatır. Bu durumun diğer bir etkisi olarak, adrenalin, dopamin, seratonin hormonlarının salınımı artar ve vücutta uyanıklık ile enerjili bir hal oluşur.

Kafeinin Etkileri

Kafein dünyada en az sınırlaması olan psikoaktif madde olmakla beraber, etkileri en çok konuşulan maddelerden biri. Son yıllarda yapılan araştırmalar ise kafeinin normal doz kullanımında normal çalışan bir insan vücuduna bir zararı olmadığını hatta yararları olabileceğini gösteriyor. Ancak tüm bu sonuçlar aşırı dozda ve etkisini değiştirebilecek ilaçlarla beraber alınmadığı zamanlar için geçerli.

Kafeinin en bilinen etkisi uyanık tutmak ancak bununla beraber beyine olan direk etkisinden dolayı özellikle düzenli kullanımda vücutta birçok sistem üzerinde etkileri oluyor. Salgılanmasına sebep olduğu dopamin, seretonin hormonları nedeniyle bazı araştırmalara göre ruh haline iyi geliyor. Aynı zamanda yine yapılan çalışmalara göre sinir sisteminin uyardığı için metabolizma hızını arttırabiliyor. Bunun dışında yararları da olduğu düşünülen kafein üzerinde çalışmalar gün geçtikçe artıyor.

 

Kafeinin molekül yapısı

Kafeinin en çok tartışılan etkilerinden biri de bağımlılık veya alışkanlık yapması. Düzenli kullanımda kafeinin etkisini azaltmak için vücut daha fazla adenozin üretmeye başlar. Kafeinin ilk kullanımındaki etkisini göstermesi için kullanımı arttırılması gerekir. Bütün bu süreç nedeniyle bağımlılık ortaya çıkarabildiği ve kafein alınmadığında baş ağrısı ve sersemleme olabileceği yapılan çalışmalarda görülüyor.  

Her ne kadar kafein psikoaktif bir madde olarak bilinse de şimdiye kadar kafein alımına yasal bir kısıtlama getirilmedi. Geçmiş yıllarda aralarında Osmanlı İmparatorluğu’nun da olduğu birkaç ülkede değişik dönemlerde kahveyi veya kafeini yasaklasa da günümüzde kafeinin herhangi bir sınırlaması bulunmuyor. ABD Tarım Bakanlığı ve Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi, günlük 400 miligrama kadar kafein tüketiminin güvenli olduğunu söylüyor. Bu da ortalama bir değerde 2 ile 4 fincan kahveye denk geliyor. Tek seferde ise 150-200 miligramdan fazla tüketilmemesini de öneriyor. Kafeinin tek başına ölümcül olması içinse insanın günde yaklaşık 75 fincan kahve veya 125 bardak çay tüketmesi gerekiyor. Bu da insan biyolojisi açısından tüketilmesi mümkün bir miktar değil.  

Kaynaklar

https://www.healthline.com/nutrition/what-is-caffeine#bottom-line

https://medium.com/@macromoltek/caffeine-the-good-the-bad-and-the-history-a1bad46fcd06

www.bilimfili.com


BENZER YAZILAR

Jean-Michel Basquiat: Çağdaş Sanatın Aykırı Dahisi

Kalıplara sığmayan özgün tarzıyla sokakların aykırı sanatçısı Jean-Michel Basquiat.

Önseme (Foreshadowing) Nedir?

Yazarların eserin sonuna dair ipuçları yerleştirmelerine dayanan önseme tekniği, edebi eserler ve sinemadaki örnekleri.


Paylaş